25 Haziran 2011 Cumartesi

Kıbrıs, Michael Jackson vs...

      Selam... Ankara'dan soğuduğum an kaçtım iyi denk geldi yani... Sevmediğim, istemediğim insanlar yok 3 ay... Eveet gene her yaz olduğu gibi geldim kıbrısa... Hemen bi arkadaşlarla görüşüp "plaja gidelim, sinemaya gidelim, bilmemnereye yemeğe gidelim..." planları yapıldı, hepsi sırasını bekliyo..
Ve deniz,kum,güneş,havuz olayına girmek en güzeli... Deniz değil de havuz sevdim bu sene, havuz daha iyi yani... Ama omzuma dokundukça sızlaması pek mutluluk vermiyo tabii...

     Mutluluk vermeyen bişey daha var. Bugün ne günlerden? 25 Haziran !!... Michael Jackson'un ölüm yıl dönümü... Üzüldüm tabii...Deli gibi hayranı olmasam bile severdim, bilirdim şarkılarını falan... Geçen sene çok takamamıştım bu günü lise tercihi sinir stresi yüzünden.. Neyse... Anıyorum kendisini.. Gerçekten çok üzülüyorum.. Ölmeden bikaç sene öncesini hatırlıyorum onunla ilgili, Fenomendi o, Michael Jackson dendiği zaman herkes bi dururdu, biir sürü şarkısı gelirdi akla, müziğin kralı dendiği zaman o anılırdı hep...Şimdi diyelim müziğin kralı diye, hemen akla; Justin Bieber falan geliyo. Neyse, rahat uyusun o yerinde genede. 10-15 sene sonra gerçek dinleyicilerinin çocukları o şarkılarla büyüyecek... En azından öyle umuyorum, hani justin bieber'ı tercih etmezler en azından...

     Neyse iyi tatiller iyi eğlenceler size de... Veeee bi tane de şarkı benden ...

http://fizy.com/#s/1dl7ol

16 Haziran 2011 Perşembe

Teddy Bear...

Dünyanın en sempatik çizimlerinden gibi bence... Nedeni yok yayınlamak istedim sadece.. kalp <3

11 Haziran 2011 Cumartesi

Tatil Modu?

Sınavların da bitmesiyle böyle bi rahatlama bi huzur kapladı içimi... Lisenin en iyi yanı bu bence. Sınavlar öyle sıkıyoki sonunda ki huzuru hiç bişeyde bulamıyosun..

Tabi sınavlar bitince devamsızlık hakkın varsa okula da gitmiyosun. İnsanlar sıkılıyo gitmeyince nedense ama iyi bişey bence. Görmek istemediğim yüzlerden uzak kalmak iyi bişey. Ya da görmeyi çok istediğin deli gibi istediğin insanlar oluyo da aslında görüşmemek daha iyi oluyo onlarla... O da iyi oluyo işte, uzak kalıyosun o kafayı çok taktıklarından, soyutluyosun kendini mantıklı düşünebilmek için fırsatın oluyo ya, güzel işte. Görüşmek istediğin insanlar da zaten seninleyse hani.. Herşey yolundadır işte o zaman.


Şimdi bi de hayatımdan soyutlayabiliyorum kendimi. Yaz tatillerimi geleneksel olarak Kıbrısta geçirince normal hayatımdan da çıkmış oluyorum. Kalabalık çevrenin iiçinde olmama gibi bi şansım da var. Dünyalar kadar sevdiğim 1-2 insanla geçiriyorum bütün tatilimi. Keyif bu ama işte, bu benim tatilim. Kavga tartışma yok sıkıntı yok falan böyle garip sakin bi yer zaten orası... Tamam kötü aslında ne o öyle yaa herşey normal falan, daralır insan da 1-2 ay kaçıp orda yaşamak iyi oluyo işte.. Zaten deniz-kum-güneş üçlüsü de yanımdaysa herşey yolunda demektiir...


Bide havalar var tabi, daha bugün deli gibi yağmur yağdı, bu nası bi havadır haziranın ortasında anlamadım... Sınavlara çalışırken güneş olur sınavlar biter yağmur başlar... Neyse zaten okul kapanmadıkça yaz moduna giremiyı insan... Okul kapanıncada temmuz oluyo, iyi olur artık havalar bi zahmet...

Ve bütün yaz deli gibi fotoğraf çekmek istiyorum... Sabahtan akşama kadar bişeylerin fotoğrafını çekiyim istiyorum... Geliştiriyim kendimi falan.. Öyle işte.. Sınav bitti diye yazdım bunu, öyle çok önemli bişey yok ama olsun... Hoşçakal okuyucuu...

24 Mayıs 2011 Salı

Sınavlar ..? SBS falan var bide...

Evet evet klasik ergen sorunu ... sınavlar. pazartesi günü tarih sınavına giricektim hazırlamıştım kendimi. (hazırlığım: masanın üstüne kitapları çıkartıp boş boş bakmak) ... bugün belli oldu  bu cuma kimya sınavı varmış. ama iyi de oldu aslında şimdi tarih sınavına giricem moralim bozulucak bütün sınalar kötü geçicek falan. İlk sınav kimya olunca bi heves geliyo insana...

Bi de bence sınav dönemi güzel bişey. Hani son sınavlar kurtuluyorum bu senelik sınavlardan, bunun düşüncesiyle hayal kuruyorum "şunu yaparım, buraya giderim, şu kadar uyurum" falan diye. Sonra sınav dönemi bitiyo hepsini gerçekleştiriyosun. Güzel oluyo yani. Mutlu oluyo insan... Lisenin en güzel yanı bu hatta. Sınavlardan sonraki özgürlük.

Bi de şöyle bişey var. 3 haziranda okulun şenliği var ama etrafı sınavlarla çevrisi. 1-2- sindede var. 4-5 haftasonu, 6 ve sonrasında yine var. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Neyse çalışmamak için bi bahanem var en azından o gün...

Kopya hazırlamak da gerek şimdi :/ uff...

Bu sene SBS denen sınava giricek arkadaşlarım var ya, çok egomu tatmin ediyo onlar, bayaa böyle mutlu oluyorum. Ben girmiyorum hani uyicam akşama kadar o gün ama onlar sınava giricek ya, sadist bi sevinç kaplıyo... Ama kötü diyil hani girin güzel güzel puanınızı alın siz de yaparsınız sonraki sene...

Hoşçakalın...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

CM101MMXI, Antika Fotoğraf Makinesi vs...

Hıhı evet doğru tahmin, Cem Yılmaza gittim. Hayatımda ilk kez canlı izledim ve mükemmeldi. ama bütün yazıyı "şöyle güzeldi, böyle güzeldi" diyerek doldurma gibi bi niyetim yok korkmayın...Başlığa çok yazasım geldi havalı durur diye.... ama gerçekten güzeldi hani. tam tadını verdi..Çevremde bilet alıp da aldığını unuttuğu için gidemeyenler ve biletini kaybettiği için gidemeyen insanlar var , hani ölsün onlar... süper bi fırsatı kaçırmışlar bence.

Bi de amatör fotoğrafçı ben, bu aralar fotoğraf merakımı genişleterek eski makinelere taktım kafayı. Bir kaç ay önce Kıbrısa gittiğimde arkadaşımın dolabında izbe bi yerde eski bi fotoğraf makinesi bulmuştuk. Deli gibi özenmiştim ona.. Ki herşeyimdir kendisi... Sonra geçenlerde dedemden (babamın babası olan dedem) kalan eşyaların arasında dedemden(annemin babası olan dedem) kalma bi fotoğraf makinesi buldum. Toz içinde kalmış, eskimiş yıpranmış falan böyle. En sevdiğimden. Direk kaptım tabi evde bi güzel temizledim baktım güzelce. Saatlerce vizöründen baka baka dolaştım etrafta.. Hiç olmamıştı daha önce öyle bişeyim. Canımın içi arkadaşımınkiyle aynı yaşta nerdeyse . 1970 yapımı bişey. Ve evet filmle çalışıyo ve ben daha önce filmli makina kullanmadım.. film nerden bulunur, nereye takılır ne yapılır ne edilir hiç bi fikrim yok. Tabi hemen ailedekiler girdi işin içine anlattılar olayı. o makineye uygun film bulamicağımı düşünüyo herkes ama azimliyim başarabilirim bence :)Yandaki fotoğraf(resim değil) da benimmki iştee... <3

Hadi okurum hoşçalal...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Kaybedenler Klübü

Selam. Bildiğin yazmıyorum ne zamandır ne ayıp bana...

Blog açılalı ilk yazım.. kendi kendimi kınadım şimdi . Blog'un ismini de değiştirdim. Zaten kararsızdım içime sinmemişti.. Etradımdaki insanlar çok fazla üç nokta kullanmama bişey dediği için güzel gibi geldi üç nokta...

Türk sinemasına saygısal duygularım he vardı da... yaptığı yapabilceği en mükemmel filmi de yaptı bence. "Kaybedenler Klübü"... İzlemeyen boldur eminim ama şu anda en izlenesi filmlerden birisi bence. Hatta hayatımda izlediğim en iyi filmlere de giriyo.

Çok az minik bi konusundan söz ediyim: Kaybedenler Klübü adlı bi radyo programı ve onu sunan iki tane bunalım adam. Program da gayet bunalım zaten..Ama mükemmel bi program ve hemen yükseliyo. (Evet bunu okuyunca izlemeyenler izlememe kararı aldı biliyorum. Ne zaman film konusu anlatsam böyle oluyo ama ben anlatamasam da film güzeldi gayet)

İçinde geçen mükemmel sahneler, ezberlenilesi replikler falan var. Hafiften dövüş klübü kıvamında yaşam tarzını öğreten bi film gibi bişey. Herkes izlemeli bence.. Bi tane de mükemmel sahnelerden gelsin mesela, izleyesniz gelir belki...

Hoşçakalın... kalp size.

27 Şubat 2011 Pazar

Okul Tiyatrosu?

Selam.. Tiyatro diyince sanatsal ağır bi yazı gelmesin tabii aklınıza :D
Güzel okulumun acemi okul tiyatrosuna girdim bu sene... Acemi diyince o kadar acemi değil aslında. Okulun normal bi ritüeli haline gelmiş sene sonlarına oyun çıkarmak. Ama bu sene içlerinde benim de bulunduğum 9. sınıf sayısı fazla tiyatroda. Geçen senelerde de tiyatroda olanlar dışında çoğu kişinin üstünde acemilik var haliyle :)

 Neyse.. Uzun zamandır içimde tiyatro hevesi olan ben, okul tiyatrosunda rol alınca bayaa şok geçirdim haliyle. Hiç kolay değilmiş sahneye çıkıp o kırmızı koltukları görmek. Onu geçtim, yüzlerce kez okuyarak ezberlediğiniz replikleri unutuyosunuz, diliniz sürçüyo, hareketlerinizi belirleyemiyosunuz vs.

Ama fakat  dünyanın en zevkli işlerinden birisi tiyatro. Gülüp eğlenilmeyen tek prova yaşamadık daha. Kendi yaptığınız hatalar bile komikleşiyo sahnedeyken. Sinir stres kalmıyo sahneye çıkınca. Söylenene göre oynanırken sahne arkasındaki telaşlı koşuşturma daha da unutulmaz oluyomuş.     Oyuna gelirsekk... Eski bi oyun aslında. Duyan izleyen oynayan vardır belki. Deri Ceket.. Gidin izleyin, okuyun... Tavsiye ederim..  Sene sonu yaklaşında tiyatrolu yazılarım da artar büyük ihtimalle... Hadi hoşçakalın..

21 Şubat 2011 Pazartesi

Tatil, Kıbrıs vs Lise'ye dönüş.

Evet, misler gibi, kafadan izin yazarak uzattığım Kıbrıs maceramın da sonuna geldim... Bi tanecik arkadaşlarım ve yeni eklenen arkadaşlarımla güzel bi tatil geçirdim... Arada geleneksel kıbrısa gitme etkinlikleri yaşıyorum.. Anlarsınız yakında... Neyse tatilde az da olsa ders çalıştım.. Zaten buz gibi havada fazla ders iyice üşütür insanı...

Neyse sonuçta tatiliminde sonuna geldim veeee gecikmeli de olsa başladım tekrar lise hayatına... Hocalar dersleri almış götürmüş kaçıncı ünitelere, bilmediğim terimler söylüyolar bana.. Bi de bazıları "gelseydin kaçırmazdın" bakışı atıyo arada bana... Neyse sonuçta ders çalışmak ve arayı kapatmak gerek.. Bi de ders programı değişmiş söyleyen yok ! Saçma sapan gereksiz kitaplarla gittim okula.. İyice fransız kaldım yani okula :D

Sonuç olarak lise hiç de kolay değil... En zoru bence.. Hem ergenliktesin hem de işin ucunda üniversite var... Ama en iyisi de lise sanki.. En şamatalı hayat lisede geçiyo, anılar orda doluyo gibi geliyo...

Ankara'ya dönmenin ve okulun başlamasının verdiği duygu iyi bişey, ait olduğun saçmalığa dönüyo gibi oluyosun... Sınav döneminde bu duygunun nefrete dönüşmemesi dileğiyle..  En sonuncu sonuç: Liselerin klasik tozlu ve hafif duman olmuş gürültülü koridorları bile özletmiş kendini... hoşçakal okurum.. :D

13 Şubat 2011 Pazar

Klasik Korku Filmi Krizleri

Selam..
Okul açılıyo yarın.. Yapılmayan ödevler, çözülmeyen testler var.. Olsun mutluyum ben böyle... Zaten ben okula da gitmcem... Kafa izni verdim kendime, misler gibi tatildeyim..

Neyse hassas konular okulun açılma konuları, yerli yersiz stese sokuyo insanı.. Ben başka bişey anlatıcak zaten... Korku filmleri... Küçükken çok izledim ben onlardan, bağışıklık geliştirdi heralde beyin, korkamıyorum istemsizce.. Küçükken ciddi ciddi korkardım ama... Gece yatarken arkamda öcü mü var acaba, yatağın altından el mi çıkar, ismini bilmemkaçkez söylersem bilmem ne mi gelir, aynaya baksam ne görürüm... bööyle oturup düşünürdüm bunları... Bi de mutfakta tek başımaysam ışığı kapatınca arkama bakmadan kaçar giderdim.. Arkadaşlarımla anlatırdık birbirimize iyice korkalım diye, ruh filan çağırırdık... Herkes de aynı şeylere korkardı...Korkucağımı bile bile de izlerdim, konuşurdum, düşünürdüm...  Tabii ilk okulda filandım o zamanlar =D

En çok korkutan şey de SAMARA'ydı... o halkadaki uzun siyah saçlı kız... Aslında çok klasik bişey... Korku filmlerinin çoğunda var o kızlardan.. Koridorda yürüyen, fotoğrafta istemsizce çıkan, rüyana giren, aynadan hortlayanlar fln...Bence o korku filmlerinin simgesi haline geldi o uzun kirli (genelde siyah) saçlı, beyaz uzun elbiseli korkunç kızlar... Neyse o korkunç kızlarla büyüdüm sonuçta.. saygı duymak gerek, her gece kabuslarım olurlardı... 

Şimdi gidip izliyorum, izlerken korkamyorum kahkaha atıyorum... İyidir böyle.. Ama korkmak isteyip korkamamak da ayrı bi sıkıntı... Neyse ben seviyorum o kızları, ayrı bi havaları var bence...

9 Şubat 2011 Çarşamba

İlk blog???

Selam. Blog açıcam blog açıcam diye söylenirken şu durumda buldum kendimi... Tamam zevkli iş gördüğüm kadarıyla ama büyük bi sıkıntı var. "İlk blog yazısı nası yazılır ki?".. Açıcam dediğimden beri düşündüm durdum.. Sonra bakındım tanıdıkların bloglarına.. Zaten onların süper yazılarını okuya okuya açmak istemiştim bende.. Ama onlarınkini de okuyarak ulaştığım sonuç aynı.. İlk yazı çok çömez yazısı oluyo, sonraki yazılarda renkleniyo blog...

Neyse atlatırız bu acemiliği de bi ara :)).. Napalım  yazıcaklarımdan filan bahsediyim bari bu yazıda... Yazı yazarken üç nokta koyma hastalığımdan kurtulamıyorum bi türlü.. İmla kurallarına da aşırı dikkat eden birisi değilim... Yani okurken "O öyle yazılmaz" demeyin.. Diyin ya da siz bilirsiniz. Neyse içeriğe girelim birazda. Hayatında sürekli anlatıcak malzemesi olan birisiyim, onları anlatırım gibi geliyo genellikle.. Ama başka şeyler de olur tabi.. hep yaşananları anlatmak zorlar ikimizide okuyucum...  Az biraz amatör fotoğrafçıyım.. Çekmeye çıkınca yaşadığım enteresanlıklar olur mesela hep, severim onları anlatmayı... Malum lise hayatında olan unutulmaz anılar olur hep.. (Lise diyince "ergen bu yeaa" diyip gitme lütfen :D ) Öyle işte.. zaman ilerledikçe ben acemiliğimi atıcam üstümden, sen de sevmeye başlarsın belki yazılarımı...


Genelde resim-fotoğraf lı olur yazılarım da bu seferlik böyle oldu.. Bloga özendiren abicime de teşekkür burdan.. Blog'un ne olduğunu anlamasa bilmesede "şöyle yaz ilk yazına böyle yaz ilk yazına" diye yardım etmeyi deneyen bi garip arkadaşıma da teşekkür... :D Hadi görüşürüz..